Nilla Pizzi hayatını kaybetti
İtalyanların dünyaca ünlü San Remo Müzik Festivalini kazanan ilk sanatçı olan Nilla Pizzinin bu sabah 91 yaşında, hayatını kaybettiği bildirildi.
İtalyada müzik ikonu olarak kabul edilen Pizzinin 3 hafta önce bir operasyon geçirdiğini açıklayan menajeri Lele Mora, sanatçının bu sabah Milanoda hayata gözlerini yumduğunu kaydetti.
Nilla Pizzi 1951 yılında ilk kez düzenlenen San Remo Müzik Festivaline “Grazie dei Fiori” isimli parçasıyla katılıp, yıllar sonra Avrupanın en prestijli festivali haline gelecek organizasyonun ilk kazananı olmuştu. Pizzi, aynı yarışmada Achille Togliani ile birlikte seslendirdiği “La Luna si veste dargento” şarkısıyla ikinciliği de kimseye bırakmamıştı.
Festivalin ilk yıllarına adeta damgasını vuran Pizzi, 1952 yılında ikincisi düzenlenen yarışmada “Vola Colomba” isimli şarkısıyla birinciliği kazanmasının yanı sıra, “Papaveri e papare” parcasıyla ikinciliği, “Una donna prega” ile de üçünlüğü de alarak, aynı yarışmada ilk üç sıranın sahibi olmayı başarmıştı. Pizzi, 1953 yılında üçüncüsü düzenlenen festivalde de Teddy Reno ile birlikte seslendirdiği “Campanaro” şarkısıyla yarışmanın ikincisi olmuştu.
16 Nisan 1919 doğumlu Pizzi, geçen yıl 60ıncısı düzenlenen festivale de onur konuğu olarak katılmıştı. Pizzi, İtalyada faşizmin hakim olduğu yıllarda İtalyan radyo kurumu RAIde yaptığı programlarla hafızalarda yer etmiş bir isimdi.
27 Martta ücretsiz
27 Mart Dünya Tiyatro Günü nedeniyle Devlet Tiyatrolarının bütün oyunları aynı gün ücretsiz olarak temsil edilecek.
Devlet Tiyatroları (DT) Genel Müdürlüğü 27 Mart Dünya Tiyatro Gününde 26 değişik sahnede 26 değişik oyunu ücretsiz sahneleyecek.
Devlet Tiyatrolarından yapılan yazılı açıklamaya göre, DTnin 11 bölgedeki 24 sahnesinde ve 2 turne sahnesinde ücretsiz temsil edeceği oyunlar şöyle:
Ankara Devlet Tiyatrosu: Büyük Tiyatroda Kerbela, Çayyolu Cüneyt Gökçer Sahnesinde Dün Gece Yolda Giderken Çok Komik Bir Şey Oldu, Şinasi Sahnesinde Bir Savaş Hikayesi, Küçük Tiyatroda Kahramanlar Öldü mü?, Akün Sahnesinde Bir Delinin Hatıra Defteri, Altındağ Tiyatrosunda İçlerinden Hangisi, Stüdyo Sahnesinde İşte Baş İşte Gövde İşte Kanatlar,
İstanbul Devlet Tiyatrosu: Cevahir Salon 1de Bırdy, Cevahir Salon 2de Karanlık İşler, Üsküdar Stüdyo Sahnede Baştan Çıkarma, Küçük Salonda İki Çarpı İki, Küçük Çekmece DTde Ne Dersin Azizim, Ahmet Mithat Efendi Kültür Merkezi Feridun Karakaya Sahnesinde Pir Sultan Abdal, Tekirdağa yapacağı turnede Herkes Sihirbaz Olacak,
İzmir Devlet Tiyatrosu: Konak Sahnesinde Şilide Av, Karşıyaka Ragıp Haykır Sahnesinde Barut Fıçısı, Konak Melek Ökte Sahnesinde Kadın ile Memur,
Bursa Devlet Tiyatrosu: AVP Sahnesinde Özgürlük Oyunu,
Trabzon Devlet Tiyatrosu: Atapark Haluk Ongan Sahnesinde III. Richard, Ordu Kültür Sanat Merkezine yapacağı turnede Ben Feuerbach,
Diyarbakır Devlet Tiyatrosu: Orhan Asena Sahnesinde Görünmeyen,
Antalya Devlet Tiyatrosu: Haşim İşcan Kültür Merkezi Sahnesinde Sırça Kümes,
Erzurum Devlet Tiyatrosu: Devlet Tiyatrosu Sahnesinde Asiye Nasıl Kurtulur,
Konya Devlet Tiyatrosu: Devlet Tiyatrosu Sahnesinde: Suskunlar Kapısı,
Sivas Devlet Tiyatrosu: Atatürk Kültür Merkezi Sahnesinde Bekçi Murtaza,
Van Devlet Tiyatrosu: Kültür Merkezi Sahnesinde Masanın Altında oyunu
Öte yandan, sanatseverler, ücretsiz biletlerini 14 Marttan itibaren Devlet Tiyatroları gişelerinden ya da ilgili müdürlüklerden temin edebilecek.
İklim manşette
Son Ergenekon operasyonunda gözaltına alınıp serbest bırakılan, eski CHP Lideri Baykal tarafından taciz edildiğini iddia eden İklim Bayraktarın, 25 Ocak 2004te Star Gazetesinde manşet olduğu ortaya çıktı. Bayraktar, gazetenin gelirlerine BDDK tarafından el konulduğunda açlık grevi yapanlar arasındaymış…
ERGENEKON operasyonu kapsamında gözaltına alınan ve eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal tarafından tacize uğradığını iddia eden odatv muhabiri İklim Bayraktarın Star Gazetesinin gelirlerine BDDK el koyduğunda, açlık grevi yapanlar arasında olduğu ortaya çıktı. 2004 Ocakındaki açlık grevi sırasında yatağa düşen İklim Bayraktarı, gazetenin sahibi Cem Uzanın eşi Alara Uzan ziyaret etmiş ve bu ziyaretteki bir fotoğraf gazetenin manşetinde yayınlanmıştı. Cem Uzanın Genç Parti Genel Başkanlığı yaptığı dönemde tüm yurttaki mitinglerini takip eden Bayraktarın, Uzana yakın isimler arasında olduğu ileri sürüldü. Dokunan yanıyor
Yıllardır gazetecilik yaptığını belirterek Kimse bana sahip çıkmadı. Bir dönem beraber çalıştığımız insanlar, hatta Ahmet Hakan bile tanımadığını söyledi diyen İklim Bayraktara tanıdığını iddia ettiği gazetecilerden cevap geldi. İklim Bayraktarla 19 yıl önce TGRTdeki bir haber programında birlikte çalıştığını fakat Ayfer ismiyle hatırladığını belirten Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, Ayferi hayal meyal hatırladım. Silik bir fotoğraf gibiydi benim için. Belleğimde yer etmemiş bir portre diye yazdı. Hakan, yazısını İyi ki bu 19 sene boyunca temasımız olmamış. İyi ki eski mesai arkadaşlığı hukuku bir biçimde devam etmemiş. Yoksa… Maazallah! Hafazanallah! Baksanıza: Dokunan yanıyor diye bitirdi. Ahmet Hakan, dün, Mesai arkadaşım İklim başlıklı yazısında şunları yazdı: Ben bu İklimi hatırlamıyorum… Kimdi bu İklim? diye sordum. Arkadaşım şöyle dedi: Tabii hatırlamazsın. Onun adı o zamanlar Ayferdi… Ayferi hatırlıyorsun değil mi? Hani Tarkan hayranıydı o zamanlar… Hani Falanca bana asıldı diye olay çıkarmıştı. Tekrar yokladım hafızamı… Ayferi hayal meyal hatırladım. Çölaşan: Kız çocuğuÖnceki gün Sözcü Gazetesindeki köşesinde İklim Bayraktar ile nasıl tanıştığını anlatan Emin Çölaşan, şunları söyledi: Hürriyete sanırım 1980li yılların sonunda küçük bir kız çocuğu geldi. Gazeteci olmak istiyordu. İstanbulda oturuyordu ve benim yapacağım bir şey yoktu. Aradan uzun yıllar geçti, geçen yaz Ankarada rastlaştık. Evlenmiş, Ankaraya taşınmış. Sözcünün Ankara bürosuna bir kez bundan aylar önce, bir kez de yaklaşık bir ay önce ziyaretime geldi. Para almadan Sözcüde yazmak istediğini söyledi. Böyle bir şeyin mümkün olmadığını, dışarıdan yeni birilerine bizim gazetenin yazı yazdırmadığını, bu konuda ilke kararı alındığını anlattım. O süreçte başka yayın kuruluşlarına gidip aynı istekte bulunduğunu şimdi öğreniyoruz. Bir de kitap projesi vardı. Bazı yaşadıklarını, anılarını, uğradığı haksızlıkları ve başına gelenleri kitap yapmak istiyordu. Bana danıştı. İlginç olaylar anlatıyordu. Yazmasını söyledim. (Konuştuğumuz zaman odatv olayı, gözaltılar, tutuklamalar ve CHP olayı yoktu.)Biriyle yaptığı ve dinlenen telefon konuşmasında şöyle demiş: Bir savaşçı gibi ne yapacaksak yapalım. Bana yollayın şu belgeleri de, ben de tanıdığım gazetecilere yollayayım en azından. Bekir Coşkuna, Emin Çölaşana. Bunlar ikisi benim kankam. Ben ne dersem onu yapıyorlar yani. Dün Bekiri aradım, İklimi tanıyıp tanımadığını sordum: Gazeteye gelip benimle bir röportaj yaptı, referans olarak da seni gösterdi. Beni Emin abiye sorabilirsiniz dedi diye yanıt verdi.
İkinci Dünya Savaşından sonra en kötüsü
Japonyada meydana gelen şiddetli depremin üçüncü gününde bilanço ağırlaşıyor. Ölü sayısının 1,000i aştığı felakette, kıyılardan cesetler toplanıyor. Depremin merkez üssüne yakın Miyagi bölgesinde 10 binden fazla kişinin hayatını kaybetmiş olabileceği belirtilirken, Fukişimada tehlike saçan nükleer santralin bir başka reaktöründe daha patlama riski bulunduğu uyarısı yapıldı. Japon Başbakanı, olayı İkinci Dünya Savaşından sonra başlarına gelen en büyük felaket olduğunu belirtti.
NÜKLEER TESİSTEKİ PATLAMA ANI / WEB TV
HALK ÇATILARA VE SOKAKLARA AKIN ETTİ/Foto Galeri
JAPONYADAN GELEN EN SON GÖRÜNTÜLER/Foto Galeri
Japon devlet televizyonunun Miyagideki yerel polis müdürüne dayandırarak verdiği habere göre, deprem ve ardından gelen tsunaminin dev dalgaları yüzünden Miyagide 10 binden fazla kişinin öldüğü sanılıyor.
Nüfusu yaklaşık 2.3 milyon olan Miyagide şu ana kadar kesinleşmiş ölü sayısının 379 olduğu belirtiyor. Japonyada bugün kıyı şeridi boyunca vuran 200 cesetle birlikte ölü sayısının resmi olarak en az 1,000 bin, kayıp sayısının da 678 olduğu bildiriliyor.
Ayrıca ilk olarak şiddeti 8.8, daha sonra 8,9 olarak açıklanan depremin büyüklüğü Japonya Meteoroloji Ajansı tarafından 9.0 olarak düzeltildi. Japonyadaki en şiddetli deprem olarak kayıtlara geçen felaket dünyada da şimdiye kadar yaşanmış en büyük beşinci sarsıntı oldu.
NÜKLEER TEHLİKE SÜRÜYORBununla birlikte ülkedeki nükleer tehlike ciddiyetini koruyor.
Japonya hükümet sözcüsü Yukio Edano, deprem ve tsunaminin en fazla yıkıma yol açtığı ülkenin kuzeydoğusundaki nükleer santralde bir reaktörde daha patlama olabileceği uyarısında bulundu.
Edano, Fukuşima Daiçi nükleer tesisinin 3 nolu ünitesinde hidrojen patlaması olabileceğini bildirdi. Aynı tesisin bir başka reaktöründe, içine deniz suyu katarak nükleer erimeyi önleme çabaları sırasında patlama yaşanmıştı. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (UAEK) ilk patlamada bir teknisyenin öldüğünü, 11 kişinin de yaralandığını açıkladı.
BAŞBAKAN: 1945TEN SONRAKİ EN BÜYÜK FELAKET
Japonya Başbakanı Naoto Kan felaketle ilgili olarak, bu olayın İkinci Dünya Savaşından beri yaşadıkları en büyük felaket olduğunu belirtirken, Fukuşima 1 nükleer santralindeki durumun ciddiyetini koruduğunu söyledi.
Ancak Kan, nükleer sızıntı krizinin Sovyetler Birliği döneminde Çernobilde 1986 yılında meydana gelen kaza ile aynı olmadığını belirtti.
Kan, “Radyasyon havaya yayıldı ancak çok miktarda yayıldığına yönelik herhangi bir rapor bulunmuyor… Bu temelde Çernobildeki kazadan farklı. Zararın yayılmasını önlemeye çalışıyoruz” dedi.
Önlem olarak bölgeden 170 binden fazla kişi tahliye edilirken, hükümetten şimdiye kadar çevreye yayılan radyoaktivitenin çok olmadığı ve halk sağlığını tehdit etmediği açıklamaları geldi.
NORMAL MİKTARIN 1,000 KATI
Dün Nükleer ve Endüstriyel Güvenlik Ajansından yapılan açıklamada, Fukuşimada bulunan 1 numaralı nükleer santralin 1 numaralı reaktörünün kontrol odasındaki radyasyon miktarının normalin 1000 katına ulaştığı ifade edilmişti.
Açıklamada reaktör çevresinde sezyum ve radyoaktif iyot sızıntısı tespit edildiği, bunun uranyum yakıtının saklandığı bazı metal tankerlerde erime yaşandığının işareti olduğu belirtildi.
Nükleer erimenin, bir nükleer reaktörün soğutma sistemlerinin çalışmaması ve reaktörün parçalanabilir yakıtının tepkimesinin yavaşlatılamaması durumunda, nükleer yakıtın tamamen eriyerek çok sıcak ve çok yoğun bir sıvı haline gelmesi demek olduğunu belirten uzmanlar, bunun bir nükleer reaktörde olabilecek en ciddî kaza olduğunu ifade ediyor.
HAZIRLIKSIZ YAKALANDI ELEŞTİRİSİ
Çernobilde meydana gelen nükleer kazadan sonraki ikinci en büyük felaket olarak görülen olay, Japonyanın bu büyüklükte bir deprem için hazırlıksız olduğu tartışmalarını da başlattı. Bu büyüklükte bir depremin ülkedeki nükleer enerji sektörüne vuracağı da belirtiliyor.
Ülkedeki nükleer karşıtı sivil toplum kuruluşları da tehlikenin daha önceden öngörülmesi gerektiğini savunarak eleştirilerinin dozunu artırdı.
ASKER SAYISI 100 BİNE ÇIKTIÜlkedeki kaos ortamı sürerken kurtarma ve düzeni sağlama çabalarına da hız veriliyor.
Japon ordusu bu amaçla deprem ve tsunaminin ardından başlatılan kurtarma çalışmalarında görevlendirdiği asker sayısını iki katına çıkardı.
Bu arada, Amerikan ordusundan yapılan açıklamada, Japon birliklerinin kurtarma çalışmalarında ABDden yardım aldığı ve uçak gemisi Ronald Reaganın Japonya açıklarında bulunduğu kaydedildi. ABD, nükleer tehdit nedeniyle 2 uzmanını Japonyada göndermişti.
KIYILARDAN CESET TOPLANIYOR
Kurtarma ekipleri, kıyıya vuran cesetleri toplamak için yüzlerce kilometrelik kıyı şeridini taramaya devam ederken, yüz binlerce deprem mağduru elektriği bulunmayan sığınaklarda yardım bekliyor.
Deprem sonrasında bölgede en az 1.4 milyon insanın su, yaklaşık 2.5 milyon hane halkının da elektrik sıkıntısı çektiği haberleri geliyor. Geceleri sıcaklığın sıfır dereceye kadar düşmesi yaşam koşullarını daha da zor hale getiriyor.
Devlet televizyonu NHKya göre yaklaşık 380 bin kişinin sığınaklara sevk edilmiş durumda bulunuyor.
ELEKTRİK KESİNTİSİ ARTACAK
Japon Ticaret Bakanı Banri Kaeda, bölgedeki elektrik kesintilerinin artabileceği uyarısını yaparken, hayati önemdeki ihtiyaçlara yönelik enerji dağıtımına öncelik verileceğini belirtti.
Depremden etkilenen bölgede, geniş kısmı sular altında kalan kırsal bölgelere ulaşmada zorluk yaşanıyor. Bununla birlikte benzin istasyonları kapalı olması, birçok insanın araçları için yakıt sıkıntısı çekmesine de neden oluyor.
Depremin hemen ardından, Sendai şehrindeki petrol rafinerisinde çıkan yangın da henüz söndürülebilmiş değil.
AKP
CHPnin Genişletilmiş Teşkilat Toplantısı Herkes için CHP ve Türkiye rahat bir nefes alacak sloganlarıyla Ankara Ahmet Taner Kışlalı Spor Salonunda gerçekleştirildi.
Biz Hazırız adlı propaganda filminin gösteriminin ardından kürsüye gelen Kemal Kılıçdaroğlu, şu mesajları verdi:- ÇİFTÇİLERİMİZ, emeklilerimiz, kadınlarımız, işçilerimiz, memurlarımız bu ülkenin ikinci sınıf vatandaşı olmayı kabul ediyorsanız AKPye oy verin. Hayır diyorsanız sırtınızı AKPye dönün, karşınızda parlak bir adres var: CHP. O adrese bir şans tanıyacaksın. O adresin başındaki insana geleceksin. Söyledim, benim adım Kemal, ben bu sorunları çözerim. Kul hakkı yiyenlerden de hesap sormaya kararlıyım. Biz size özgürlük vaat ediyoruz. Fabrika vaat ediyoruz, iş vaat ediyoruz, ama onlar hapishane vaat ediyor. Dünyada hapishane vaat eden ilk Başbakan. Çünkü bilinçaltı öyle, ülkeyi hapishaneye dönüştürdü. Bedelli askerlik teklifi- Bir defaya mahsus olarak bedelli askerlik için yasa teklifimizi vereceğiz. AKP destek versin çıkaralım. Askerlik süresini önce 9, sonra 6 aya indireceğiz. Bir süre sonra askerlik zorunlu olmaktan çıkacak. Arzu edenler için askerlik yaşını 18e indireceğiz. İsteyen hemen askere gidip gelecek. Orduyu terörle mücadelenin dışına çıkaracağız, kışlasında onurlu bir şekilde görev yapacak. – Diyorlar ki yüzde 58-60la alacağız. Yüzde 60la kazanacaklarsa neden korkuyorlar? Korksunlar geleceğiz. Maskelerini indireceğiz. Ama siz yalaka medyanın haberlerinden etkilenmeyin. Libyadan vatandaşlarımız getirilmiş, Marmariste otellere yerleştirilmiş. Bir gazete manşetinde, AKP gelenleri otele yerleştiriyor, CHP çıkarıyor deniliyor. Açtım başkana sordum, Yurtdışındayım dedi. O gazeteye soruyorum siz de hiç utanma yok mu? Yalaka medya değil, özgür medya istiyoruz. Tüm medya çalışanları sendikalı olacak. – Hazırladığımız programla yüzde 8 büyüme, her yıl 800 bin kişiye istihdam sağlayacağız. Cumhuriyetin 100üncü yılında işsizlik yüzde 6ya inecek. Korku toplumu oldu- Milletin iradesine kimse baraj koymamalı. Bir korku toplumu yarattıklarını biliyoruz. Almanyaya, Belçikaya, İngiltereye gittik, AKPnin maskesini indirdik. İktidarımızda yasa dışı dinlemeler, özel hayata müdahaleler olmayacak. Yargıyı bağımsız kılacağız. AKPnin savcıları var, CHP döneminde Cumhuriyetin savcıları var. Özel yetkili mahkemeleri de kaldıracağız. Senin iktidarındaki faili meçhul sayısı 116. Sıkılmıyor musun bundan? 6 kez önerge verdik, AKP reddetti. Adam gibi adamsan Dersim arşivlerini açıklarsın dedik, açıkladılar mı? Sanki biz her şeye karşıyız, onlar özgürlüklerden yana, yalan.Yalaka sendikacı- Kılıçdaroğlu, Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Pevrul Kavlaka da isim vermeden şöyle yüklendi: Bir sendika başkanı Kadın erkek eşit değildir diyen Başbakanı kadın işçiler toplantısına çağırıp ne anlattırdı acaba? O sendikacıya sormak isterim, kaç işçi sendikalarına üye olmak için çaba harcadı da işinden atıldı? Kaç işçi taşeronluk adı altında sömürülüyor? Başbakanı çağırıyorlar bir de kadınlara kılavuz dağıtıyorlar, Şuralarda slogan atın diye. Yalaka takımından sendikacı olmaz. Başbakanı çağır yalakalık yap. Onun siyasi literatürdeki adı belli, sarı sendikacı. Kılıçdaroğlunun seçim emirleriKılıçdaroğlu, yaklaşık 4 saat süren toplantının basına kapalı bölümünde örgüte şu mesajları verdi: – Cenazelerde, düğünlerde, işçilerin memurların eylemlerinde olacaksınız, mağdurun ve hastanın yanından ayrılmayacaksınız. – Seçimlerden sonra bakacağız, aynı başarısızlık devam ediyorsa, örgütler de başarısızdır demektir ve görevden alınır. Amacımız, tüm sandıklarda oylarımızı arttırmak. – Bazı il başkanlarının illerinde önseçim istediği toplantıda, İstanbul, Ankara ve İzmir ile Antalyada önseçim olmaması kesinleştirildi. – CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin de toplantının ardından 81 ilin tamamına gideceğiz. Şu ana kadar 30a yakın il gezdik, bazı illerimize de iki kez gideceğiz dedi.Başkanlar buluşmasıCHPnin, genişletilmiş il başkanları toplantısına Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, Genel Başkan Yardımcıları, Parti Meclisi üyeleri, eski Genel Başkan Deniz Baykal ile eski Genel Sekreter Önder Sav da katıldı. Kılıçdaroğlu, salona gelişinde Baykal ve Sav ile tokalaştı. Baykal, salondan ayrılırken, Kılıçdaroğlunun konuşmasını nasıl bulduğu sorusu üzerine, kapsamlı ve güzel bir konuşma olduğunu söyledi.
Gazetecilerden protesto yürüyüşü
BEYOĞLUnda toplanan gazeteciler, Ergenekon soruşturması kapsamında gazetecilerin tutuklanmasını, düzenledikleri yürüyüşle protesto etti.
GAZETECİLER TAKSİM MEYDANINDA YÜRÜDÜ / WEB TV YÜRÜYÜŞTEN FOTOĞRAFLAR
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC), Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), Türkiye Spor Yazarları Derneği (TSYD), Basın Konseyi, Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) olmak üzere 26sı ulusal, 66sı yerel toplam 92 meslek örgütünden oluşan “Gazetecilere Özgürlük Platformu” üyelerinin ve bazı siyasi partilerin temsilcilerinden oluşan binlerce kişi saat 12.00 sıralarında Galatasaray Meydanında bir araya geldi.
Aralarında TGS Genel Başkanı ve Gazetecilere Özgürlük Platformu Dönem Başkanı Ercan Sadık İpekçi, Star Haber Grup Başkanı Uğur Dündar, Hürriyet Gazetesi Yazıişleri Müdürü Tufan Türenç, CHP İstanbul Milletvekilleri Çetin Soysal, Mehmet Sevigen ve Necla Arat, Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Diyarbakır Milletvekili Akın Birdal, Yılmaz Özdil, Ferai Tınç, Leyla Umar, İdris Akyüz, Yalçın Bayer, Musa Kart, Mustafa Sönmez, Miyase İlknur, Turgut Kazan, Leyla Umar ile çok sayıda gazeteci yürüyüşe katıldı. Yürüyüş sırasında, tutuklu bulunan bazı gazetecilerin fotoğrafları da taşındı.
AĞIZLARA BANT
Aralarında Hürriyet Gazetesi Yazarı Sedat Erginin de bulunduğu bazı gazetecilerin siyah bantlarla ağızlarını kapattığı yürüyüşte, “Gazetecilere Özgürlük hemen şimdi adalet”, “Özgür basın varsa özgür toplum vardır” yazılı Türkçe ve İngilizce pankartlarla “TCK 301 değişsin”, “Hepimiz Ahmetiz, hepimiz Nedimiz”, “Gazetecilere özgürlük”, “Gazeteciysen boyun eğmeyeceksin, Boyun eğeceksen gazeteciyim demeyeceksin”, “Özgür basın susturulamaz” yazılı dövizler açtılar. Grup daha sonra “Özgür basın susturulamaz”,”Direne direne kazanacağız”,”Ahmet çıkacak yine yazacak”, “Susma haykır özgür basın haktır” , “Hrant için adalet için”, “Gün gelecek devran dönecek AKP halka hesap verecek” şeklinde sloganlar atarak Taksime yürüyüşü geçti.
GAZETECİLER YALNIZCA MESLEKTAŞLARININ YARGILARINI KABUL EDER
İstiklal Caddesini dolduran binlerce kişi sloganlar atarak Taksime doğru yürüdü. Yürüyüşe bazı vatandaşlar da alkışlarla destek verdi.Taksim Meydanında son bulan yürüyüş ardından grup adına basın açıklamasını TGS Genel Başkanı ve Gazetecilere Özgürlük Platformu Dönem Başkanı Ercan Sadık İpekçi yaptı. Uluslararası meslek kodlarına göre gazetecinin birinci görevinin halkın gerçekleri öğrenme hakkına saygı duymak olduğunu söyleyen İpekçi, hiçbir fikir ayrılığı gözetmeden, ayrımsız tüm yayın kuruluşları için, özgürlük talebiyle burada toplandıklarını ifade etti.
Gazetecilerin, görevlerinin özelliği itibariyle her zaman devlet baskısına muhatap olduklarını belirten Ercan Sadık İpekçi, şunları söyledi:
“O nedenle gazeteciler, mesleki faaliyetlerini özgürce yapabilmeleri için, halka gerçekleri korkmadan anlatabilmeleri için yasalarla özel olarak korunmalıdır. Haklarındaki takibatlar gerekçe gösterilerek, evlerinden, otel odalarından apar topar gözaltına alınarak gözdağı verilmemelidir gazetecilere. Uluslararası meslek kodlarına göre, gazeteciler hükümetin ve çıkar gruplarının her türlü müdahalesine kapalıdır. Gazeteciler yalnızca meslektaşlarının yargılarını kabul eder. Kanunlara saygılıyız, ancak meslek ilkelerine uygun gazetecilik faaliyetlerin, bu kanunlarla engellenmesine karşı yine meslek ilkeleri çerçevesinde direneceğimizi susmayacağımızı bir kez ilan ediyoruz.”
150YE YAKIN GAZETECİ CEZAEVİNE GİRME TEHDİDİ ALTINDA
Cezaevlerinde halen 68 basın emekçisinin bulunduğuna dikkat çeken İpekçi, “Sadece 2009 yılından bugüne 30 gazeteci cezaevlerinden tahliye edildi ancak haklarındaki davalar devam ediyor. Son dönemlerde, en az 98 gazeteci cezaevi koşullarını görmüş durumda. Tutuksuz olarak yargılanan en az 45 gazeteci hakkında verilmiş mahkumiyet kararları var. 150ye yakın gazeteci yakın dönemde cezaevine girme tehdidi altında bulunuyor. Ayrıca çok sayıda gazeteci ve medya kuruluşu hakkında açılmış 2000den fazla dava, 4000den fazla soruşturma devam etmektedir. Bu durum, bu ülkeyi yönetenlerin eseridir. Halkınızın sesine kulak verin.Cezaevlerindeki tüm gazetecileri özgür bırakın.” dedi.
Yürüyüş basın açıklamasının ardından sona erdi.
İklim manşette
Son Ergenekon operasyonunda gözaltına alınıp serbest bırakılan, eski CHP Lideri Baykal tarafından taciz edildiğini iddia eden İklim Bayraktarın, 25 Ocak 2004te Star Gazetesinde manşet olduğu ortaya çıktı. Bayraktar, gazetenin gelirlerine BDDK tarafından el konulduğunda açlık grevi yapanlar arasındaymış…
ERGENEKON operasyonu kapsamında gözaltına alınan ve eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal tarafından tacize uğradığını iddia eden odatv muhabiri İklim Bayraktarın Star Gazetesinin gelirlerine BDDK el koyduğunda, açlık grevi yapanlar arasında olduğu ortaya çıktı. 2004 Ocakındaki açlık grevi sırasında yatağa düşen İklim Bayraktarı, gazetenin sahibi Cem Uzanın eşi Alara Uzan ziyaret etmiş ve bu ziyaretteki bir fotoğraf gazetenin manşetinde yayınlanmıştı. Cem Uzanın Genç Parti Genel Başkanlığı yaptığı dönemde tüm yurttaki mitinglerini takip eden Bayraktarın, Uzana yakın isimler arasında olduğu ileri sürüldü. Dokunan yanıyor
Yıllardır gazetecilik yaptığını belirterek Kimse bana sahip çıkmadı. Bir dönem beraber çalıştığımız insanlar, hatta Ahmet Hakan bile tanımadığını söyledi diyen İklim Bayraktara tanıdığını iddia ettiği gazetecilerden cevap geldi. İklim Bayraktarla 19 yıl önce TGRTdeki bir haber programında birlikte çalıştığını fakat Ayfer ismiyle hatırladığını belirten Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, Ayferi hayal meyal hatırladım. Silik bir fotoğraf gibiydi benim için. Belleğimde yer etmemiş bir portre diye yazdı. Hakan, yazısını İyi ki bu 19 sene boyunca temasımız olmamış. İyi ki eski mesai arkadaşlığı hukuku bir biçimde devam etmemiş. Yoksa… Maazallah! Hafazanallah! Baksanıza: Dokunan yanıyor diye bitirdi. Ahmet Hakan, dün, Mesai arkadaşım İklim başlıklı yazısında şunları yazdı: Ben bu İklimi hatırlamıyorum… Kimdi bu İklim? diye sordum. Arkadaşım şöyle dedi: Tabii hatırlamazsın. Onun adı o zamanlar Ayferdi… Ayferi hatırlıyorsun değil mi? Hani Tarkan hayranıydı o zamanlar… Hani Falanca bana asıldı diye olay çıkarmıştı. Tekrar yokladım hafızamı… Ayferi hayal meyal hatırladım. Çölaşan: Kız çocuğuÖnceki gün Sözcü Gazetesindeki köşesinde İklim Bayraktar ile nasıl tanıştığını anlatan Emin Çölaşan, şunları söyledi: Hürriyete sanırım 1980li yılların sonunda küçük bir kız çocuğu geldi. Gazeteci olmak istiyordu. İstanbulda oturuyordu ve benim yapacağım bir şey yoktu. Aradan uzun yıllar geçti, geçen yaz Ankarada rastlaştık. Evlenmiş, Ankaraya taşınmış. Sözcünün Ankara bürosuna bir kez bundan aylar önce, bir kez de yaklaşık bir ay önce ziyaretime geldi. Para almadan Sözcüde yazmak istediğini söyledi. Böyle bir şeyin mümkün olmadığını, dışarıdan yeni birilerine bizim gazetenin yazı yazdırmadığını, bu konuda ilke kararı alındığını anlattım. O süreçte başka yayın kuruluşlarına gidip aynı istekte bulunduğunu şimdi öğreniyoruz. Bir de kitap projesi vardı. Bazı yaşadıklarını, anılarını, uğradığı haksızlıkları ve başına gelenleri kitap yapmak istiyordu. Bana danıştı. İlginç olaylar anlatıyordu. Yazmasını söyledim. (Konuştuğumuz zaman odatv olayı, gözaltılar, tutuklamalar ve CHP olayı yoktu.)Biriyle yaptığı ve dinlenen telefon konuşmasında şöyle demiş: Bir savaşçı gibi ne yapacaksak yapalım. Bana yollayın şu belgeleri de, ben de tanıdığım gazetecilere yollayayım en azından. Bekir Coşkuna, Emin Çölaşana. Bunlar ikisi benim kankam. Ben ne dersem onu yapıyorlar yani. Dün Bekiri aradım, İklimi tanıyıp tanımadığını sordum: Gazeteye gelip benimle bir röportaj yaptı, referans olarak da seni gösterdi. Beni Emin abiye sorabilirsiniz dedi diye yanıt verdi.
Dünya ekseni 15 cm kaydı
Büyük deprem Dünyanın eksenini de değiştirdi. Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesinden (NASA) bilim adamları, önce deprem sonra tsunami şeklinde gelen çifte felaketin, Dünya eksenini 15 santim kaydırdığını, eksendeki bu kayma sonucu 24 saatlik bir günün 1.6 mikrosaniye (mikrosaniye bir saniyenin milyonda biri) azaldığını açıkladı.
BU KENTİN YARISINDAN HABER ALINAMIYOR- FOTO GALERİ
HALK ÇATILARA VE SOKAKLARA AKIN ETTİ- FOTO GALERİ
NÜKLEER TESİSTEKİ PATLAMA ANI / WEB TV
FUKUŞİMA NÜKLEER TESİSİNDE PATLAMA- FOTO GALERİ
JAPONYADAN SON GÖRÜNTÜLER / WEB TV
FUKUŞİMADA HALK SIĞINAKLARDA TOPLANDI – FOTO GALERİ
Böylece Dünyanın kendi etrafındaki dönüş süresi ve bir günün süresi kısaldı. - NASAnın Jet Propulsion Laboratuvarıdan bilim adamı Richard Gross, kendi hesaplamalarına göre dünya ekseninin 15 cm kaydığını açıklarken, bu oranın 2010 yılındaki Şili depreminden iki kat büyük olduğuna dikkat çekti. Grossa göre Japonya depreminde Dünyanın ekseni, 139. doğu boylamına kaydı. Şili depreminde ise 112 doğu boylamına kaymıştı.- 2004teki 9.1lik Sumatra depreminde ve 2010daki 8.8lik depremde eksen kayması olmuştu. Sumatra depreminde Dünyanın bir günü 6.8 mikrosaniye kısaldı, eksen kayması ise 7 santimetre gerçekleşti.- Şili depreminde Dünyanın ekseninde 8 santimetrelik kayma oldu, dünyanın bir günü 1.26 mikrosaniye kısaldı.UZMAN GÖZÜYLEŞili depreminin 2004 Sumatra depremi kadar şiddetli olmamasına rağmen daha büyük bir eksen kaymasına sebep olmasını NASA araştırmacısı Gross iki nedene dayandırıyor: Birincisi, Sumatra depremi Ekvatora yakın bir noktada meydana gelirken, Şili depreminin güney yarımkürenin orta enlemleri dolaylarında oluşması. Bu da son depremin dünyanın ekseni üzerinde daha etkili olması sonucunu doğuruyor. Gross ikinci sebep olarak da, Şili depreminin meydana geldiği fayın, Sumatra depremini üreten faya nazaran Dünyanın merkezine daha dik bir açıyla yöneliyor olmasını gösteriyor.Ada 70 cm battıJAPONYAda önceki gün meydana gelen ve yüzlerce kişinin ölümüne neden olan 8.9 şiddetindeki dünyanın en büyük beşinci depremi ülkede jeolojik değişimlere de yol açtı. ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi başkent Tokyonun da bulunduğu Japonyanın ana adasının, doğu istikametinde 2.4 metre depremin merkez üssüne doğru kaydığını açıkladı. 8.9luk felaket, adayı 70 santim de batırdı.
Japonyadan Türkiyeyi sevindiren haber
Türkiyenin Tokyo Büyükelçisi Sermet Atacanlı, Japonyada deprem ve tsunami olan bölgede yaşayan Türk vatandaşlarından dolaylı olarak haber aldıklarını, “o haberlerin kendilerine umut verdiğini” söyledi.
İŞTE DEPREM VE TSUNAMİ SONRASI JAPONYA / FOTO GALERİ
Büyükelçi Atacanlı, Japonyanın çok büyük bir deprem felaketi ile karşı karşıya kaldığına işaret etti.
Japonyanın tarihinde kaydedilen en büyük depremin söz konusu olduğunu ifade eden Atacanlı, “Bundan önceki en büyüğü 1923 yılında olmuş. 110 bin insan ölmüş. Bu depremin şiddeti o depremden fazla” dedi.
Tokyo, Osaka ve Nagoya gibi büyük şehirlerde hayatın büyük ölçüde normale döndüğünü kaydeden Atacanlı, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Fakat kuzeyde, tsunaminin vurduğu Miyagi gibi eyaletlerde ne yazık ki bir felaket yaşanıyor. Bu bölgede 20-25 civarında vatandaşımız olduğunu biliyoruz. Bunlara ilk günden itibaren ulaşmaya çalıştık. İlk gün zorlandık, malum cep telefonu şebekesi bloke oldu. Fakat o bölgeye yakın oturan vatandaşlarımız aracılığıyla dolaylı olarak haberler aldık. O haberler bize umut verdi.”
Büyükelçi Atacanlı, Kızılay, AKUT ve diğer sivil toplum kuruluşlarından ekiplerin Japonyaya geldiğini, bazılarının bölgeye doğru harekete geçtiğini ifade etti.
Miyagi eyaletiyle Tokyonun coğrafi olarak ortasındaki bir nükleer santralde bir problem olduğunu belirten Atacanlı, “Depremle beraber bu santraldeki reaktörlerden bir tanesinin soğutma sistemleri devre dışı kalmış. Bu durum bir reaktör için en vahim gelişmelerden bir tanesi. Aksi taktirde ısınma oluyor ve nükleer sızıntı, nükleer tehlikeler ortaya çıkıyor” dedi.
Defnenin kanı temiz darp da yok
Defne Joy Fosterın ölüm nedeni 15 gün sonra netleşecek. İlk incelemelere göre Fosterın kanında uyuşturucu madde çıkmadı
2 Şubatta Kerem Altanın evinde hayatını kaybeden Defne Joy Fosterın kesin ölüm nedeninin ortaya çıkartılması için Adli Tıp Kurumundaki inceleme sürüyor. Akşamın haberine göre yapılan ilk incelemede Fosterın kanında uyuşturucu madde çıkmadı. Astım hastası olan Fosterın vücudunda delici-kesici alet yarasına rastlanmadı, kafasında da çarpma, darp izi bulunamadı. Adli Tıp uzmanları, 15 gün içinde raporlarını tamamlayıp savcılığa gönderecek. Defne Joy Foster, Beyoğlunda eğlendikten sonra gittiği arkadaşı Taraf Gazetesi Yazı işleri Müdürü Kerem Altanın Caddebostandaki evinde fenalaşarak hayatını kaybetmişti. Ölümünün ardından ortaya atılan iddialar Fosterin eşi İlker Yasin Solmazı çok üzmüştü.





