Diş fırçası
Akıl hastası, diş fırçasına köpeğim diyor ve gerçekten de köpeği gibi davranıyordu. Doktoru da her gece, diş fırçasını gösterip “Bu nedir?” diyor, “Köpeğim” deyince de fırçaya sabaha kadar el koyuyordu. Yine bir gün, doktor fırçayı gösterip -”Bu ne?” der. -”Deli misin doktor, bildiğin diş fırçası!” diye yanıt alınca da fırçayı deliye verir. Kapıdan çıkarken, fırçasıyla konuşur: -”Oh be, yutturduk hıyara!”
Kaçış
İki deli hastane koşullarına dayanamayıp kaçmaya karar verirler. Bir gece, çok başarılı bir operasyonun ardından, hastane dışına çıkarlar; ancak bir markete girip, bir şeyler alarak dönerler. Arkadaşları, kaçmayı başardıkları halde neden döndüklerini sorunca; şu cevabı verirler:-”Bugün provasını yaptık, asıl kaçış yarın gece!”
Kurmadan yüzer mi?
Deli, saatini hastane bahçesindeki havuza atmıştı. Bunu gören arkadaşı: – “Niye attın saati havuza,” demiş. – “Nasıl yüzdüğünü görmek için…” – “Peki, kurdun mu?” – “Hayır.” – “Enayi, kurmadan yüzer mi?”
Tenefüs
Bir uçakta tam yedi deli varmış… Bunlardan sadece uçağı kullanan birinci pilot normalmiş.. İkinci pilot da deliymiş.. Durgun ve normal hava şartlarında yolculuk yaparlarken birden bire uçağın sağa ve sola yattığını hisseden birinci pilot şaşkınlıkla ikinci pilota sorunun ne olduğunu sormuş; o da, “sanırım bu dengesizlik içeriden delilerden geliyor” diye cevap vermiş. Birinci pilot, ikinci pilota emir vermiş: “o zaman git ve rahat durmalarını söyle!”. Bunun üzerine delilerin yanına giden ikinci pilot onları susturmayı başarmış. Birinci pilot ikinci pilota “nasıl susturdun” diye sorduğunda; “ben öğretmen oldum, onlar öğrenci oldular.. uçağın imdat zilini çaldım şu an tenefüsteler..” diye cevap vermiş.
Kaçanları yiyelim
Akıl hastanesinden iki deliyi salıvereceklermiş. Doktorlar kendi aralarında “şunlara son bir test yapalım da görelim akılları başlarına gelmiş mi?” demişler. Bunun üzerine iki deliyi bir masa başına çağırmışlar. Masanın üzerine bir kavanoz dolusu siyah zeytin, bir kavanoz dolusu da canlı hamamböceği dökmüşler ve: – “Buyrun beyler, yiyiniz.” demişler. Delilerden bir tanesi hemen zeytinlere saldırmış, öteki araya girmiş: – “Önce kaçanları yiyelim, öbürleri nasıl olsa duruyor!”
Şişeleri getirdim
Akıl hastanesinde bir gün, bir deli hasta bakıcıyı yanına çağırır. “Bana çabuk 5 şişe kola getir” der. Hasta bakıcı buna kızar ve hastaya beş tokat atar ve “al işte kolalarını” der. Aradan zaman geçtikten sonra yine aynı hasta, bakıcıyı yine çağırır. Bu sefer hasta; hasta bakıcıyı tokatlar. Bakıcı, “ne oluyor?” der. Hasta cevap verir: – “Şişeleri getirdim abi.”
Karşı duvarın çivisi
Delinin biri, çiviyi tersine çevirerek sivri tarafına vura vura duvara çakmaya başlamış. Onun bu halini gören başka bir deli işe karışmış: – “Baksana, yahu! Sen yanlış bir iş görüyorsun. Bu çivi karşıki duvarın çivisi olacak galiba”, demiş.
Laz vampir
İngiliz vampir, Fransız vampir, bir de Laz Vampir gecenin kör karanlığında uçmaktalardı. Çok acıktığını sezinleyen İngiliz vampir pike yaptı ve aşağı doğru süzüldü. Birkaç dakika sonra ağzı kan içinde geri döndü. – “Aşağıda bir ağıl vardı. 20-30 ineğin kanını emdim, enfesti.” Bir süre sonra Fransız vampir de pike yaparak aşağı süzüldü. Geri döndüğünde ağzı yüzü kan içindeydi. İngiliz’e bakarak: – “Hani senin az önce girdiğin ağıl vardı ya…” – “Evet?” – “Onun yanında bir ahır vardı, gördün mü?” – “Evet gördüm.” – “İşte orada en azından 40 tane atın kanını emdim. Enfesti.” Bu konuşmalar sonucunda tabii Laz vampirin de karnı acıkmıştı. O da pike yaptı, süzüüm süzüm süzüldü. Aradan 5 dakika geçti, Laz vampir her yeri kan içinde geldi… Onun bu hali diğerlerinin, müthiş bir ziyafet çektiğini düşünmelerine neden oldu. Tabii oldukça meraklanmıştı İngiliz ve Fransız vampirler… – “Eee? Nasıldı?” – “Ula uşaklar, haçan aşaguda pir ağıl vardı daa, gördinuz mu?” – “Eveet, gördük.” – “Haçan onun yanında da pir ahur vardı daa, oni da gördinuz mu?” – “Eveet, gördük.” – “Haçan o ahurun yanında da pir elektruk direğu vardı daa, oni da gördinuz mu?” – “Eveet, gördük.” – “Haçan pen oni görmedum daa..”
Trabzon’a da gider
Temel uçakla Trabzon’a gidecekmiş. Oturmuş bir yere rastgele. Asıl yer sahibi gelmiş: – “Beyfendi burası benim yerim kalkar mısınız?” – “Hayır.” – “Beyfendi burası benim yerim kalkın.” – “Hayır.” Yer sahibi gider hostese başvurur. – “Beyfendi burası sizin yeriniz değil, kalkar mısınız lütfen?” – “Kalkmam.” Hostes çare bulamayınca kaptana başvurur. Kaptan, Temel’in kulağına bir şey fısıldar ve Temel kalkar, arka tarafa oturur. Herkes hayret etmiş durumdadır, “biz bu kadar uğraştık kalkmadı acaba kaptan nasıl kaldırdı bunu” diye. Dayanamıyorlar, Kaptan’a soruyorlar: – “Dedim ki burası Trabzon’a gitmez..”
Teyzemde kalırım
Temel, İstanbul’da yeni kiraladığı evini emlakçıyla son kez gezerken; emlakçı Temel’e: – “Evinizin bir tek kötü tarafı var o da tren yolunun yanında olması”, diyor ve arkasından ekliyor: – “ama o da sorun değil insan birkaç hafta sonra alışıyor.” Temel cevap veriyor: – “Sorun değil.. O birkaç haftada da gidip teyzemde kalırım.”





