Ulusa SesleniÅŸ’te OHAL ve G20 ayrıntısÄ

BaÅŸbakan ErdoÄŸan ‘Ulusa SesleniÅŸ programında terör olaylarına deÄŸinirken OHAL döneminde yaÅŸananlara dikkat çekti G20 zirvesinde Türkiye olarak az geliÅŸmiÅŸ ülkelerle ilgili ortaya koyduÄŸu tezin ayrıntılarını verdi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yıllarca bölgede olağanüstü hal uygulandığını, yasaklarla, kısıtlamalarla, tecritle ne terörün gerilediğini, ne kayıpların azaldığını, aksine bölgede hem gerilimin, hem yoksulluğun, hem adaletsizliğin arttığını, hem de şartların teröre çok daha elverişli hale geldiğini belirtti.

ErdoÄŸan, ”Biz terörün sonunu getirecek olanın daha fazla demokrasi, daha fazla adalet, daha hakça bir paylaşım, daha dengeli, daha yaygın bir kalkınma olduÄŸuna inanıyoruz” dedi.

ErdoÄŸan, Televizyonlarda yayımlanan ”Ulusa SesleniÅŸ” konuÅŸmasında, Türkiye’nin geliÅŸme seyrini ortaya koyan güzel haberlerle baÅŸlamayı umduÄŸu sözlerine maalesef gelen acı haberlerin gölgesinin düştüğünü dile getirerek, geçen hafta içinde Hakkari’den, Elazığ’dan, Diyarbakır ve İstanbul’dan ardı ardına gelen kara haberlerin herkesin yüreÄŸini kanattığını söyledi.

Hayatını kaybeden bütün ÅŸehitlere bir kez daha Allah’tan rahmet, yaralı askerlerimize de acil ÅŸifa dileyen BaÅŸbakan ErdoÄŸan, ”Åžehitlerimizin kederli ailelerinin acılarını paylaşıyoruz” dedi.

Van’da ÅŸehitleri uÄŸurlamak için yapılan törene katıldığını anımsatan BaÅŸbakan ErdoÄŸan, oradan Genelkurmay BaÅŸkanı, ilgili bakanlar ve kuvvet komutanlarıyla Åžemdinli’deki Tekeli Taburu’na gittiÄŸini, çatışmada yaralanan askerleri ziyaret ettiÄŸini söyledi.

Daha sonra çatışmanın yaşandığı Gediktepe mevkisine giderek incelemelerde bulunduğunu, şartları yerinde gördüğünü anlatan Başbakan Erdoğan, ardından Derecik Beldesi Umurlu Karakolunu ziyaret ederek, askerlerle, köy korucularıyla beraber olduğunu, vatandaşlarla konuşma imkanı bulduğunu söyledi.

”Büyük bir gururla ifade edeyim ki bütün bu yaÅŸananlar görev başındaki kahraman askerlerimizin terörle mücadele azim ve kararlılığını daha da arttırmış, daha da güçlendirmiÅŸtir” diyen ErdoÄŸan, şöyle konuÅŸtu:

”Bütün güvenlik güçlerimiz, bölgede en zor ÅŸartlar altında büyük bir millet sevgisi, büyük bir vatan aÅŸkıyla teröre karşı mücadelesini sürdürüyor. Atılması gereken her adım atılıyor, alınması gereken her tedbir alınıyor, bundan hiçbir vatandaşımızın şüphesi olmasın. Hükümetimiz, ilk günden itibaren, ordumuzun, güvenlik güçlerimizin her ihtiyacını karşılamış, savunma ve güvenlik için talep edilen her isteÄŸi eksiksiz yerine getirmiÅŸtir. Ancak bildiÄŸiniz gibi terörle mücadele kendi içinde büyük zorlukları olan karmaşık ve çok boyutlu bir mesele… Askeri tedbirlerle terörün belli ölçüde önünü alsanız bile, terörün zeminini ortadan kaldırmadığınız sürece bu acı olayların yaÅŸanmasına bütünüyle engel olamıyorsunuz. Türkiye yıllardır terörist güçlere karşı güvenlik güçleriyle gerekli her türlü mücadeleyi fedakarca yürütüyor. Bunun sadece hükümetin ya da güvenlik güçlerinin deÄŸil, bir bütün olarak Türkiye’nin meselesi olduÄŸunu iyi bilmemiz lazım.

Bu ülkenin siyasetçisi de iş adamı da yatırımcısı da aydını da medyası da bu meseleyi kendi meselesi olarak görmek, o bilinçle, o hassasiyetle meseleye yaklaşmak zorundadır. Bu mesele öfkeyle, şiddetle, sloganla, hamasetle çözülebilecek bir mesele değildir; aklıselimle, şefkatle, anlayışla, kararlı ve samimi gayretle çözülebilecek bir meseledir.

Yıllarca bölgede olaÄŸanüstü hal uygulandı, yasaklarla, kısıtlamalarla, tecritle ne terör geriledi, ne kayıplar azaldı. Aksine bölgede hem gerilim arttı, hem yoksulluk arttı, hem adaletsizlik arttı, hem de ÅŸartlar teröre çok daha elveriÅŸli hale geldi.”

-”HEP BİRLİKTE ÇÖZECEĞİZ”-

Terörü bir yöntem olarak kullananların, çatışma kültürünün, ÅŸiddetin, öfkenin kendi ekmeklerine yaÄŸ süreceÄŸini gayet iyi bildiÄŸini dile getiren BaÅŸbakan ErdoÄŸan, çünkü terörün, ancak bu gerilim ikliminde kendine zemin ve taraftar bulabildiÄŸini söyledi. ”Biz terörle mücadelenin ilk ÅŸartının bu oyuna gelmemek olduÄŸunu biliyoruz” diyen ErdoÄŸan, ”Åžunu herkes bilsin ki; devlet olarak bu ÅŸiddet diline, bu çatışma kültürüne teslim olmayacak, aklıselimimizi ve soÄŸukkanlılığımızı asla yitirmeyeceÄŸiz” dedi.

ErdoÄŸan, ”Biz terörün sonunu getirecek olanın daha fazla demokrasi, daha fazla adalet, daha hakça bir paylaşım, daha dengeli, daha yaygın bir kalkınma olduÄŸuna inanıyoruz. Bu kanlı oyunların hedefi, milletimizin birliÄŸi ve beraberliÄŸidir, bu topraklarda asırlardır var olan kardeÅŸlik hukukudur, barış iklimidir. Bu meseleyi el ele, gönül gönüle vererek hep birlikte çözeceÄŸiz” diye konuÅŸtu.

-GAZZE KONUSU-

Geçen ayın son günü geç saatlerde Gazze halkına insani yardım götüren ”Gazze’ye Özgürlük Filosu”na yapılan vahÅŸi saldırıyı ve ardından yaÅŸananları, vatandaÅŸların da yakından takip ettiÄŸine iÅŸaret eden BaÅŸbakan ErdoÄŸan, Akdeniz’in uluslararası sularında 32 ülkeden 600 civarında sivil gönüllüye karşı giriÅŸilen bu saldırının, 9 insanının ölümüne, birçoÄŸunun yaralanmasına sebep olduÄŸunu hatırlattı.

Gemilere hukuksuzca el konulduğunu, gönüllülerin saatler boyunca İsrail hapishanelerinde alıkonulduğunu, yine hukuksuzca sorgulandığını dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Bu hadise sadece Türkiye için deÄŸil, sadece o gemilerde vatandaşı bulunan ülkeler için deÄŸil, bütün bir insanlık için tarihe geçecek bir zorbalık örneÄŸidir. Nitekim dünyanın dört bir yanında yapılan gösterilerle bu saldırı telin edilmiÅŸtir. Sizler de yakından takip ettiniz, bu menfur saldırının ardından hem devlet, hem millet olarak tepkimizi en sert ÅŸekilde ortaya koyduk.

Devletimizin bütün imkanlarını seferber ederek, bütün yardım gönüllülerinin en kısa zamanda geri dönüşlerini temin ettik. Sadece Türk vatandaşı olanları deÄŸil, hangi ülkeden olursa olsun, bizimle gelmek isteyen bütün yardım gönüllülerini bir gün içinde, Türk Hava Yollarının tahsis ettiÄŸi üç büyük uçakla Tel Aviv’den İstanbul’a getirdik. Nakledilebilecek durumda olan yaralılarımızı da aynı gün, Genelkurmayımızın ve SaÄŸlık Bakanlığımızın ambulans uçaklarıyla Ankara’ya aldırdık.

O gün itibariyle nakledilmeleri, bizim kendi doktorlarımız tarafından tıbben sakıncalı görülen yaralılarımızın da baÅŸlarına Türk refakatçiler bıraktık, üç gün sonra onları da aynı ÅŸekilde Ankara’ya getirdik. Hükümet olarak ilk günkü hassasiyetimizle konuyu takip etmeye devam ediyoruz. Bu hadise vesilesiyle bir defa daha anlaşılmıştır ki dünya barışı ve insanlığın esenliÄŸi için bütün toplumlar seslerini yükseltmeli, iradelerini ortaya koymalıdırlar.

Nitekim yoğun diplomatik çabalarımız sonucunda İsrail, başta BM, AB, İKÖ ve NATO olmak üzere bütün önemli uluslararası teşkilatlar tarafından kınandı.

Daha da önemlisi, İsrail güdümündeki bazı uluslararası medya kuruluşları, bütün örtme, perdeleme, saptırma ve geçiştirme çabalarına rağmen, barışsever dünya halklarının bu zorbalık karşısında seslerini yükseltmesine bu defa engel olamadılar.

Güçlü olanın her ÅŸartta haklı sayıldığı, hukuksuzluÄŸun hak kabul edildiÄŸi, zorbalığın devlet politikası haline getirilebildiÄŸi bir dünya karanlıklara esir olmuÅŸ bir dünyadır. Tarihi boyunca adil olmaya, adaletin sancağını en yüksekte tutmaya ahdetmiÅŸ bir milletin temsilcilerinin bu karanlık gidiÅŸata seyirci kalması beklenemez.”

BaÅŸbakan Recep Tayyip ErdoÄŸan, ”Bizim belli bir bölgeye, belli meselelere saplanıp kalmış bir dış politika anlayışımız yok. Biz her bölgeye, her ülkeye, her soruna, barış ve dostluk zemininde, aynı sıcak ve akılcı yaklaşım içindeyiz” dedi.

ErdoÄŸan, televizyonlarda yayımlanan ”Ulusa SesleniÅŸ” konuÅŸmasında Türk dış politikasına deÄŸindi.

Türkiye’nin hiçbir ülkenin, hiçbir toplumun, hiçbir inanç ve kültürün karşısında olmadığını, olmasının da düşünülemeyeceÄŸini dile getiren BaÅŸbakan ErdoÄŸan, ancak Türkiye’nin her hukuksuzluÄŸun, her haksızlığın, her zorbalığın, kimden gelirse gelsin karşısında olduÄŸunu ve olmaya da devam edeceÄŸini bildirdi.

ErdoÄŸan, ”Bugün izlenen dış politikanın istikameti budur; bizim belli bir bölgeye, belli meselelere saplanıp kalmış bir dış politika anlayışımız yok. Biz her bölgeye, her ülkeye, her soruna, barış ve dostluk zemininde, aynı sıcak ve akılcı yaklaşım içindeyiz” dedi.

Hakkaniyetli bir bakışla meseleleri değerlendirenlerin, ABD, Avrupa Birliği, Suriye, İran, Yunanistan, Rusya ya da İtalya ile ilişkilerde aynı iyi niyetli yaklaşımın hakim olduğunu görebileceğini dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:

”Avrupa BirliÄŸi üyeliÄŸi için samimi çaba gösteren de Kıbrıs’ta çözüme evet diyen de Afganistan’da NATO görevi sürdüren de İspanya ile Medeniyetler İttifakı projesini yürüten de aynı Türkiye… Dünya barışının korunması için Brezilya ile dev enerji projeleri için Rusya ve İtalya ile tarihte yaÅŸanmış bir savaşı dostluk vesilesine dönüştürmek için Yeni Zelanda ve Avustralya ile beraber gayret gösteriyoruz.

Elbette Gazze halkının ambargodan kurtulması, Irak’ta yerleÅŸik düzenin kurulması, Balkanlarda, Kafkasya;da barışın kalıcı hale gelmesi de bizi ilgilendiriyor.

Çünkü biz dünyaya sağırlaşarak, kendi içimize kapanarak ülkemizin menfaatlerini koruyamayacağımızı biliyoruz. Kırk yıl, elli yıl önceki dış politika anlayışıyla bilgi çağının dünyasında varlığımızı sürdüremeyeceğimizin farkındayız.

Bugünün dünyasında her ülkenin çok boyutlu, çok yönlü bir diplomasi seyri izlemesi artık kaçınılmaz hale gelmiÅŸtir, Türkiye’nin hedefi de bu aktif ve gerçekçi seyir çizgisini yakalamaktır.”

-G-20 ZİRVESİ VE KÜRESEL KRİZ-

Kanada’nın Toronto ÅŸehrinde toplanan G–20 Zirvesi’ni, bu sözleri teyit edecek bir örnek olarak zikretmek istediÄŸini belirten BaÅŸbakan ErdoÄŸan, zirvenin öncelikli gündem maddesinin, küresel ekonomide baÅŸlayan toparlanma sürecinin desteklenmesi, küresel büyümenin güçlü ve sürdürülebilir bir yapıya kavuÅŸturulması meselesi olduÄŸunu kaydetti.

Her uluslararası platformda olduÄŸu gibi, G–20 zirvesinde de Türkiye’nin son yıllarda geçirdiÄŸi büyük deÄŸiÅŸim ve küresel krizle mücadelede gösterdiÄŸi baÅŸarının takdirle dile getirildiÄŸini büyük bir mutlulukla ifade etmek istediÄŸini söyleyen BaÅŸbakan ErdoÄŸan, ”Bu anlamda Türkiye’nin bu süreçte elde ettiÄŸi olumlu tecrübeler, hem dünya ekonomik otoriteleri için, hem de tek tek ülke yönetimleri için çok kayda deÄŸer bulunuyor” dedi.

Zirvede yaptığı konuÅŸmada, Türkiye’nin gerçekleÅŸtirdiÄŸi reformları, küresel ekonomik krizle mücadelede izlenilen stratejileri katılımcılara örnekleriyle aktardığını anlatan BaÅŸbakan ErdoÄŸan, şöyle konuÅŸtu:

”Krizin etkilerinin en aza indirilmesi, uzun vadeli büyüme hedeflerinin korunması, güven ve öngörülebilirliÄŸin güçlendirilmesi gibi konulardaki tecrübelerimizi de yine bu zirve esnasında yabancı liderlerle paylaÅŸma fırsatı bulduk.

Hükümet olarak küresel krizle mücadelede baştan beri üstünde durduğumuz önemli bir husus var. Türkiye olarak en baştan beri, daha katılımcı bir uluslararası ticaret sisteminin inşa edilmesinden yanayız. Yine ülkeler arasındaki gelişmişlik farklarının azaltılmasını ve düşük gelirli ülkelerin dünya ekonomisine daha fazla entegre edilmesini çok önemli görüyoruz. Gerek G–20 toplantılarında, gerekse diğer platformlarda, gelişmekte olan ülkelerin kalkınma sorunlarına ilişkin görüşlerimizi kuvvetli bir şekilde dile getiriyoruz.

İnÅŸallah, 2011 yılı Haziran ayında ülkemizde BirleÅŸmiÅŸ Milletler 4. En Az GeliÅŸmiÅŸ Ülkeler Konferansı’nı gerçekleÅŸtirerek bu meseleyi daha güçlü ÅŸekilde vurgulama fırsatı bulacağız. Milletim adına gururla ifade edeyim ki; az geliÅŸmiÅŸ ülkelerin sorunlarının dünya kamuoyunun gündemine taşınmasına yönelik bu çabalarımız, bütün dünyada büyük bir takdirle karşılanıyor, izleniyor.”

-OBAMA GÖRÜŞMESİ VE G-20 ZİRVESİ-

Zirve öncesinde, ABD Başkanı Obama ve heyetiyle çok kapsamlı ve verimli bir heyetler arası görüşme gerçekleştirdiğini anımsatan Başbakan Erdoğan, bu görüşmede başta iki ülke ilişkileri olmak üzere, bölgesel ve küresel pek çok konuda kapsamlı değerlendirmelerde bulunduklarını anlattı.

BaÅŸta terörle mücadelede iÅŸbirliÄŸi, İran’ın nükleer faaliyetleri, İsrail’in Gazze’ye yardım konvoyuna saldırısı, Afganistan ve Filistin’deki geliÅŸmeler olmak üzere hemen her konuda görüş alışveriÅŸinde bulunduklarını kaydeden BaÅŸbakan ErdoÄŸan, ”Türkiye olarak bütün bu konulardaki hassasiyetlerimizi en açık ÅŸekliyle ifade ettik” dedi.

Bu görüşmenin, ikili iliÅŸkiler ve bölge ve dünya barışı için çok yararlı sonuçlar getireceÄŸini ümit ettiÄŸini belirten ErdoÄŸan, ”Zira gayet samimi bir havada cereyan eden, bütün düşündüklerimizi çok açık, net ortaya koyabildiÄŸimiz bir görüşme oldu” diye konuÅŸtu.

Yine Zirve sırasında İngiltere’nin yeni BaÅŸbakanı Cameron, Rusya Federasyonu Devlet BaÅŸkanı Medvedev, Almanya BaÅŸbakanı Merkel, İtalya BaÅŸbakanı Berlusconi ile de görüşme fırsatı olduÄŸunu anımsatan BaÅŸbakan ErdoÄŸan, bu arada eÅŸ baÅŸkanı oldukları Medeniyetler İttifakında İspanya BaÅŸbakanı Zapatero ile de bir görüşme gerçekleÅŸtirdiÄŸini anımsattı.

Her biriyle, hem G–20 gündemindeki konuları, hem de ülkeleri, bölge ve dünya barışını ilgilendiren sorunlar hakkında görüş alışveriÅŸinde bulunduklarını belirten BaÅŸbakan ErdoÄŸan, ”Bakınız sadece bir G–20 Zirvesi’nin bu kısa özeti bile Türkiye’nin diplomatik olarak nasıl geniÅŸ bir vizyona sahip olduÄŸunu göstermeye yeterlidir. Bütün dünya bu vizyonu, bu atılımı görüyor, biliyor, takdir ediyor. Bugün bu geliÅŸmeleri doÄŸru okuyamayanlar da, bir gün mutlaka gerçekleri göreceklerdir; bundan hiç şüphemiz yok” dedi.

-TÜRKİYE’DEKİ ULUSLARARASI TEMASLAR-

Haziran ayı boyunca, aktif dış politika anlayışının bir sonucu olarak yine yoÄŸun bir diplomatik trafik yaÅŸadıklarını dile getiren BaÅŸbakan ErdoÄŸan, Türkiye’nin bir çok önemli uluslararası toplantıya ev sahipliÄŸi yaptığını söyledi.

Bunlardan ilkinin İstanbul’da toplanan Asya’da İşbirliÄŸi ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı Devlet ve Hükümet BaÅŸkanları Zirvesi olduÄŸunu dile getiren BaÅŸbakan ErdoÄŸan, bu zirve nedeniyle bir araya geldikleri Rusya BaÅŸbakanı Putin ve Azerbaycan CumhurbaÅŸkanı Aliyev ile ülkeler arasındaki iliÅŸkilere yeni açılımlar getirecek çeÅŸitli anlaÅŸmalar imzaladıklarını hatırlattı.

Yine aynı günlerde Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad, Kazakistan Cumhurbaşkanı Nazarbayev ve Afganistan Devlet Başkanı Karzai ile de temaslarda bulunduklarını belirten Erdoğan, şöyle konuştu:

”Ukrayna CumhurbaÅŸkanı Sayın Yanukoviç, Irak CumhurbaÅŸkanı Yardımcısı Sayın HaÅŸimi ve Kürt Bölgesel Yönetimi BaÅŸkanı Sayın Barzani, Filistin Devlet BaÅŸkanı Sayın Abbas, Katar Emiri Åžeyh Hamid ve Lübnan BaÅŸbakanı Sayın Hariri de yine misafirlerimiz arasındaydı. Hemen ardından BirleÅŸmiÅŸ Milletler Bin Yıl Kalkınma Hedefleri Bölgesel Konferansı yine İstanbul’da gerçekleÅŸtirildi. 2000 yılında BM öncülüğünde belirlenen Bin Yıl Kalkınma Hedefleri ilk aÅŸamada ülkelerin 2015 yılına kadar 8 ana baÅŸlıkta yakalamaları gereken geliÅŸme standartlarını ortaya koyuyor. Bu toplantıda ülkemizin yoksulluk, eÄŸitim, saÄŸlık, çevre ve kalkınma alanlarında belirlenen 2015 hedeflerinin birçoÄŸuna daha ÅŸimdiden ulaÅŸmış olduÄŸunu görmenin mutluluÄŸunu yaÅŸadık.”

-ARAP ÜLKELERİYLE TİCARET-

Yine bu ay içinde İstanbul’da üç önemli zirve daha yapıldığını belirten BaÅŸbakan ErdoÄŸan, geniÅŸ bir katılımla 5. Kez toplanan Türk Arap Ekonomi Forumu’nun, Arap ülkeleriyle son yıllarda büyük bir geliÅŸme seyri gösteren ticari iliÅŸkilerimizin geleceÄŸine ışık tutan son derece yararlı bir buluÅŸma olduÄŸunu kaydetti.

Bilindiği gibi Arap ülkeleri ile tarihi ve coğrafi yakınlıklara rağmen, 2002 yılında toplam 7 milyar Dolar seviyesinde bir ticaret hacmi bulunduğunu anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Hükümet olarak, Arap ülkeleriyle çok daha büyük bir potansiyele sahip olan ticari iliÅŸkilerimizi geliÅŸtirmek için büyük çaba sarfettik. Bu çabalar neticesinde 2008 yılında bu ülkelerle ticaret hacmimiz yüzde 428′lik bir artışla 37 milyar Dolar seviyesine kadar çıktı. Lütfen dikkat ediniz, altı yılda, Arap ülkeleriyle ticaretimizi, 7 milyar dolardan 37 milyar dolara çıkarttık. Dile kolay 7 milyar nere, 37 milyar dolar nere. Bizim bu hamlemizle, pazar payları düşen bazı çevreler, hemen medyadaki uzantılarıyla, ‘Türkiye OrtadoÄŸu’ya kayıyor’, ‘Türkiye’nin ekseni kayıyor’ yaygarasına baÅŸladılar. Arap ülkeleri menÅŸeli iki bin civarında ÅŸirket, bugün Türkiye’de çeÅŸitli alanlarda yatırım yapıyor.”

2002–2009 yılları arasındaki dönemde Arap ülkelerinden Türkiye’ye toplam 6.2 milyar Dolar deÄŸerinde doÄŸrudan yatırım sermayesi giriÅŸi gerçekleÅŸmiÅŸ durumda. Yine birçok Türk müteahhitlik firması Arap ülkelerinde baÅŸarılı inÅŸaat projelerine imza atarak o ülkelerle olan iliÅŸkilerimizi daha da güçlendiriyorlar.

2002 yılında Arap ülkelerinden Türkiye’ye gelen turist sayısı 400 bin civarında iken, geçen yıl Arap ülkelerinden yaklaşık, bu da çok önemli, 1 milyon 420 bin turist ülkemizde misafir edildi. Bütün bu geliÅŸme seyri de gösteriyor ki Türkiye’nin Arap ülkeleriyle iliÅŸkileri yararlı bir iÅŸbirliÄŸi zemininde geliÅŸmesini sürdürecektir. Bu anlamda 5. Türk Arap Ekonomi Forumu’nun çok yararlı ve çok ufuk açıcı sonuçlar doÄŸuracağını umut ediyoruz.

Yine İstanbul’da toplanan ve bizim çok önem verdiÄŸimiz ikinci zirve de Yatırım Danışma Konseyi’nin 6. toplantısıydı. 17 uluslararası ÅŸirketin temsilcileri, IMF BaÅŸkanı, Dünya Bankası BaÅŸkan Yardımcısı ve Avrupa Yatırım Bankası BaÅŸkanı’nın katılımıyla gerçekleÅŸtirilen bu toplantının Türkiye’de yatırım ortamının iyileÅŸtirilmesine önemli katkılar saÄŸlayacağını umuyoruz.

Bu ay içinde, İstanbul’da düzenlenen üçüncü zirve de, Türkiye, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Makedonya, Romanya, Sırbistan, Yunanistan, Hırvatistan, Moldova ve KaradaÄŸ’ın tam üye olarak katıldığı GüneydoÄŸu Avrupa Ülkeleri İşbirliÄŸi Süreci zirvesiydi.

Bölge ülkelerinin kendi aralarındaki iÅŸbirliÄŸini geliÅŸtirme ve GüneydoÄŸu Avrupa’ya kalıcı istikrar getirme yönündeki iradelerinin sembolü olan bu süreç, bölgenin ortak iradesini ve özgün sesini yansıtan tek Balkan iÅŸbirliÄŸi forumudur.

Bu özelliÄŸiyle, 1930, 1950 ve 1980′li yıllardaki Balkan iÅŸbirliÄŸi modellerinin siyasi mirasçısı olarak nitelendirilebilir.

Türkiye, bölgesel konuların ele alınarak, bölgesel çözüm yollarının üretilebileceÄŸi bir üst düzey siyasi iÅŸbirliÄŸi forumu olarak gördüğü GüneydoÄŸu Avrupa Ülkeleri İşbirliÄŸi Süreci’ne, bölgenin özgün sesi olması nedeniyle özel önem vermektedir.

Nitekim UNESCO ve Avrupa Konseyi ile iÅŸbirliÄŸi içinde yürütülen Kültürel Koridorlar Sekizinci Forumu da, bu Zirve çerçevesinde, Sayın CumhurbaÅŸkanımızın himayelerinde İstanbul’da gerçekleÅŸtirildi.

Burada sunulan, UNESCO Türkiye Milli Komisyonu’nun, Bulgaristan ve Makedonya’daki muhataplarıyla gerçekleÅŸtirdiÄŸi kültürel projeler, Balkanlardaki kültürel iÅŸbirliÄŸine ve yakınlaÅŸmaya örnek teÅŸkil edecek nitelikteydi.”

-EKONOMİK HEDEFLER-

Türkiye’nin potansiyelinin de hedeflerinin de çok büyük olduÄŸunu vurgulayan BaÅŸbakan ErdoÄŸan, Türkiye’nin rekabet gücünü artırmak suretiyle ekonomiyi güçlendirmeyi, istikrarlı büyümeyi temin etmeyi ve uzak olmayan bir gelecekte dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmeyi hedeflediklerini bildirdi.

Bu hedefi yakalamak için yeniliklere açık olmak, AR-GE çalışmalarında, yani Araştırma Geliştirme çalışmalarında son yıllarda yakalanan ivmeyi daha da arttırmak gerektiğini belirten Başbakan Erdoğan, 22 Haziran tarihinde 21. kez toplanan Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu toplantısında bilim adamları ve uzmanlarla bu konuyu enine boyuna değerlendirme imkanı bulduklarını söyledi.

AR-GE çalışmaları alanında Türkiye’nin son yıllarda ne kadar büyük bir atılım içinde olduÄŸunu bu toplantı vesilesiyle bir kere daha müşahede ettiklerini kaydeden ErdoÄŸan, şöyle devam etti:

”Bakınız 2002 ile 2008 yılları arasında, 2008 sabit fiyatları ile AR-GE harcamalarında ülke olarak üç kata yakın bir artış saÄŸlamış durumdayız. Bu artış hızında Türkiye bugün Çin’den sonra dünyada ikinci ülke konumunda. Dünyada araÅŸtırmacı sayısını en hızlı artıran ikinci ülke de yine Türkiye. Özel sektörün AR-GE’ye ayırdığı finans kaynağı 2007 yılında tarihimizde ilk kez kamu kaynaklarından ayrılan miktarı aÅŸtı. Özel sektörde çalışan araÅŸtırmacı sayısı 2002 yılına göre 2008 yılında 4,5 kat arttı. Özel sektöre 2000–2004 yıları arasındaki beÅŸ yıllık dönemde verilen toplam destek sabit fiyatlarla 360 milyon lira iken, 2005–2009 yılları arasındaki beÅŸ yıllık dönemde 4 kat artışla bu rakam 1 milyar 300 milyon liraya yükseldi. 2005–2010arasında DPT’nin Üniversiteler, TÜBİTAK ve diÄŸer kamu kurumlarına tahsis ettiÄŸi Teknolojik AraÅŸtırma Sektörü yatırım ödeneÄŸi 6,5 milyar liraya ulaÅŸtı. Aynı yıllar için TÜBİTAK aracılığı ile akademik projelere verilen destek 50 milyon liradan 13 katlık bir artışla 680 milyon liraya çıktı. Evet, üniversitelere verilen proje desteÄŸi, 50 milyondan 680 milyona çıktı. 2008 ve 2009 yıllarında AR-GE TeÅŸvik Yasası’ndan yararlanan 600 mükellefimize 2 milyar liraya yakın AR-GE vergi indirimi saÄŸlandı. Bu tablo ülkemiz adına bir gurur tablosudur, bir umut tablosudur.”

-YURT GEZİLERİ-

Türkiye’nin ÅŸehir ÅŸehir, bölge bölge büyümeye, geliÅŸmeye devam ettiÄŸini kaydeden BaÅŸbakan ErdoÄŸan, ”sevinerek ifade edeyim ki Haziran ayı ülkemiz için yine böyle hayırlı açılışlarla dolu bereketli bir ay oldu” dedi.

Önce 4 Haziranda Konya’da, Tuz Gölü’ndeki kirlenmenin önüne geçecek Konya Atıksu Arıtma Tesisi’nin açılışını yaptıklarını anımsatan BaÅŸbakan ErdoÄŸan, 6 Haziranda da Bursa’da 23 farklı tesis ve yatırımı yine törenle Türkiye’ye kazandırdıklarını söyledi.

Hamitler, Orhangazi ve Yıldırım’da TOKİ tarafından yaptırılan toplam 2 bin 775 konutun anahtarlarını sahiplerine teslim ettiklerini belirten BaÅŸbakan ErdoÄŸan, sözlerini şöyle tamamladı:

”Bunun yanında bu projeler duhilinde 2 ilköğretim okulu, bir lise, 2 ticaret merkezi, 3 spor salonu, 2 cami ve diÄŸer sosyal tesisleri de hizmete açtık. Yine aynı gün Bursa BüyükÅŸehir Belediyemiz tarafından 60 trilyonluk bir yatırımla yapımı tamamlanan Atatürk Kongre Merkezi’ni de Bursalıların hizmetine kazandırdık. Gerçekten modern, gerçekten Bursa;ya layık bir kongre ve kültür merkezi oldu. Yıldırım’da, Gemlik’te, Nilüfer’de, Gürsu’da, Orhangazi’de, Osmangazi’de yapımı tamamlanan çeÅŸitli okullarımız, sanayi ve saÄŸlık tesislerimiz de yine aynı törenle hizmete açıldı. 12–13 Haziranda bu defa Karadeniz’deydik, Trabzon’da ve Rize’de açılış törenlerine katıldık. 12 Haziranda Trabzon’da Karadeniz Teknik Üniversitesi’nin yapımı tamamlanan yeni birimlerini törenle hizmete açtık.

Petrol AraÅŸtırma Laboratuvarı, Uzaktan EÄŸitim Merkezi, Temel Tıp Bilimleri Ek Binası, Kongre Oteli ve hayırsever vatandaÅŸlarımız tarafından yaptırılan Sürmene Abdullah Kanca Meslek Yüksek Okulu bu törenle faaliyete geçti. Yine aynı gün yapılan toplu açılış töreniyle TOKİ konutlarından belediye hizmetlerine, özel sektör yatırımlarından hayırsever yatırımlarına, okullardan saÄŸlık tesislerine kadar tam 33 farklı tesis ve hizmeti Trabzon’a kazandırmış olduk. Trabzon’un Of ilçesinde belediyemizin, kamunun, özel sektörün ve hayırseverlerin tamamladığı 7 farklı yatırımın yine açılışlarını gerçekleÅŸtirdik. Karayolları Genel Müdürlüğünün Trabzon’da kurduÄŸu ve 29 tünelin canlı olarak izlendiÄŸi Karadeniz Tünelleri Ana Kontrol ve Kumanda Merkezinin açılışını yaptık. Ardından Akçaabat’a geçtik ve orada da aralarında okulların, sosyal ve sportif tesislerin bulunduÄŸu 7 ayrı yatırımın açılışlarını gerçekleÅŸtirdik.

Tamamlanan her yatırım, açılan her tesis, gerçekleÅŸtirilen her hizmet, Türkiye’nin mutlu ve müreffeh yarınlara doÄŸru attığı hayırlı adımlardır. Türkiye adım adım aydınlık geleceÄŸini inÅŸa ediyor. Milletimiz günbegün hak ettiÄŸi medeniyet seviyesine doÄŸru ilerliyor. Bu büyük milletin medeniyet yürüyüşünden rahatsız olanlar önümüze ne kadar taÅŸ koymaya, ne kadar engel çıkarmaya çalışırlarsa çalışsınlar, biz inançla yolumuzda yürümeye devam edeceÄŸiz. Canlarını bu ülkenin varlığını, birliÄŸini, geleceÄŸini ve ideallerini korumak uÄŸrunda veren aziz ÅŸehitlerimizi de hiçbir zaman unutmayacağız. Bu vesileyle bütün ÅŸehitlerimize bir kere daha Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyor, gazilerimize de acil ÅŸifalar temenni ediyorum. Allah Türkiye’nin yolunu, bahtını, ufkunu açık etsin.”


Yorumlar
Yorum Yapınız : »
İsminiz
Email Adresiniz
Yazı Alanı
Yorum İçin Resminiz Yokmu ?
Tıklayın, ve Kayıt Olun .

*
To prove you're a person (not a spam script), type the security word shown in the picture. Click on the picture to hear an audio file of the word.
Click to hear an audio file of the anti-spam word